"Mutlu Evcil Hayvanlar, Mutlu Kalpler"
  • Ana Sayfa
  • Kurumsalskip-track2
    • Hakkımızda
    • Veteriner Hekim
    • Sizden Gelenler
  • Hizmetlerimizskip-track2
    • Dahiliye
    • Ameliyat
    • Aşı ve parazit
    • Diyet düzenleme
    • Laboratuvar
    • Diş sağlığı
    • Yoğun bakım
    • Ozon tedavi
    • Lazer tedavi
    • Biorezonans teşhis
    • Homeopatik tedavi
    • Doğum
  • Resimler
  • Blogskip-track2
    • Blog Posts
    • Blog Single Post
  • İletişim
Lokasyon

Çalışma Saatleri
clockÇalışma Saatleri
Pzt-Cum 09:30 – 20:30
Cumartesi 12:30 – 20:30
Pazar 18:00 – 20:30
Randevu İçin +90 533 477 70 20

Talep Formu
pencil-writing-on-notebookRequest Form

    Hekim
    calendarUzm.Vet.Hek. H.Barış CENGİZ

    Sizlere ve değerli dostlarınıza hizmet verirken kaliteli ve dürüst hizmet anlayışımız temel prensiplerimizdendir.

    right-arrowDetay…right-arrow
    Resimler

    calendarYaşam Veteriner

    Kurulduğumuz günden beri temel misyonumuz içimizdeki hayvan sevgisiyle teknik bilgimizi yan yana getirerek sevimli dostlarımıza daha fazla yardımcı olabilmek ve onların da insanlar kadar sağlıklı bir hayat sürmesine yardımcı olabilmektir.

    right-arrowKliniğimizright-arrow

    Acil Durum

    emergency-callAcil Yardım

    Küçük dostlarımızın bütün sağlık sorunlarında ve aklınıza takılan sorularla ilgili bizimle iletişime geçebilirsiniz.

    • telephone-1+90 555 335 45 45 +90 533 477 70 20
    • black-envelopeinfo@yasamveteriner.tr
    right-arrowİletişim & Lokasyonright-arrow

    top
    +
    19Ara

    Pnömotoraks

    by admin

    Akciğerleri çevreleyen boşlukta anormal hava birikimini ifade eder. Akciğerler ile göğüs duvarı arasında hava bulunması, akciğerlerin normal şekilde şişmesini önleyerek nefes almada zorluk, solunum hızında artış, göğüs ağrısı ve muhtemelen akciğer çökmesine neden olur.

    Pnömotoraksın göğüs travması, altta yatan akciğer hastalığı ve göğüste aşırı basınç gibi birkaç olası nedeni vardır. Bazen neden bilinmemektedir.

    Pnömotoraks üç farklı şekilde ortaya çıkabilir.

    Travmatik pnömotoraks: Araba çarpması veya köpek ısırması gibi yaralanmalar sonucu göğüs duvarı veya akciğerde oluşan hasar.

    İatrojenik pnömotoraks: Veterinerlik prosedürü sonucu alt solunum yollarında (trakea, bronşlar ve akciğerler dahil) veya vücut duvarında oluşan hasar.

    Spontan pnömotoraks: Akciğer dokusu hastalık nedeniyle aşırı hasar görür ve hava kaçağına neden olur.

    Travmatik Pnömotoraks

    Travmatik bir pnömotoraks ile, genellikle yakın zamanda travma olduğuna dair kanıtlar vardır. Göğüs duvarında belirgin bir hasar varsa, açık bir pnömotoraksı teşhis etmek kolaydır. Bu köpekler hızlı nefes alma, nefes alma zorluğu ile gelir ve solunum sıkıntısı yaşayabilirler.

    Travmatik pnömotoraksın nedenleri çeşitli olabilir ve şunları içerir:

    1. Küt travma (bir arabanın çarpması gibi)
    2. Göğüs boşluğuna nüfuz eden göğüs yaralanmaları
    3. Göğüste cerrahi kesi (göğüs boşluğuna planlı ve kontrollü travma)
    4. Nefes borusuna (trakea) travma
    5. Akciğer hastalığı
    6. Yabancı cisim göçü (vücut dokuları arasında göç eden bir ot sapı gibi)

    Spontan Pnömotoraks

    Spontan pnömotoraksta, hava akciğerlerden veya büyük hava yollarından sızar ve herhangi bir travma olmaksızın akciğerlerin dışındaki göğüs boşluğunda birikir. Spontan pnömotoraks büyük, derin göğüslü köpeklerde daha yaygındır. Sibirya kurdu alışılmadık derecede hassas olabilir.

    Spontan pnömotoraks geliştiren köpeklerde daha önce akciğer hastalığı belirtileri olabilir veya olmayabilir. Durum yavaş ve ilerleyici bir başlangıç ​​gösterebilir ancak tipik olarak akciğerlerin dışında kalan ve akciğerlerin nefes almak için düzgün bir şekilde genişlemesini engelleyen havayı telafi etme yeteneğinin aniden kaybolmasıdır. Spontan pnömotoraksın belirtileri travmatik pnömotoraksın belirtileriyle aynıdır; ancak nedenleri oldukça farklıdır.

    Spontan pnömotoraksın nedenleri akciğerlerden kaynaklanır. Altta yatan akciğer hastalığı yoksa, bu duruma primer spontan pnömotoraks denir. En yaygın neden, akciğerlerdeki hava boşluklarının genişlemesi ve havanın içeri girebilmesi (inhalasyonda) ancak dışarı çıkamaması (ekshalasyonda) durumudur. Buna “bülöz amfizem” denir.

    Sekonder spontan pnömotoraks, akciğer kanseri, akciğer apseleri, kalp kurdu hastalığı, inflamatuar hava yolu hastalığı, alerjik bronşit, trakea rüptürü, yabancı cisim göçü, şiddetli zatürre, akciğer kurtları veya parazitleri veya mantar enfeksiyonunun neden olduğu akciğer nodülleri gibi altta yatan akciğer hastalıklarından kaynaklanır.

    Tedavi

    Pnömotoraksın kesin tedavisi altta yatan nedene bağlıdır. Köpek solunum sıkıntısı çekiyorsa, tedavinin bir kısmı akciğerlerin genişlemesine izin vermek için göğüs boşluğunun içinden havanın çıkarılmasını içerir. Oksijen tedavisi genellikle köpek sabitlenene kadar sağlanır.

    Göğüs duvarında önemli bir defekt varsa, köpek stabil hale geldiğinde ve dokulara yeterli oksijen gittiğinde ameliyat gerekecektir. Akciğerin herhangi bir travmatik yırtığı dikilerek kapatılabilir.

    28Tem

    Pododermatit

    by admin

    Ayak veya patilerin iltihaplanmasını tanımlamak için kullanılır. Köpeklerde sık kedilerde nadir görülür.

    right-arrowRead More “Pododermatit”right-arrow
    28Tem

    Probiyoterapi: Bağırsak Sağlığı ve Bağışıklık Üzerine Faydaları

    by admin

    Son yıllarda sağlık dünyasında giderek daha fazla ilgi çeken bir konu olan probiyoterapi, probiyotiklerin tıbbi ve önleyici amaçlarla kullanımını ifade eder. Hem insanlar hem de hayvanlar için faydaları kanıtlanan bu tedavi yöntemi, sindirim sistemi sağlığını desteklemekle kalmaz, aynı zamanda bağışıklık sistemini güçlendirir ve çeşitli hastalıkların önlenmesinde de rol oynar. Bu yazıda, probiyoterapi kavramını, probiyotiklerin işleyişini ve bu tedavinin klinik faydalarını ayrıntılı olarak ele alacağız.

    Probiyotik ve Prebiyotik Nedir?

    Probiyotikler, bağırsak florasında yer alan yararlı mikroorganizmalar olup, sindirim sistemi sağlığını desteklemek amacıyla kullanılan canlı bakteriler ve mayalardır. Bu mikroorganizmalar, sindirime yardımcı olur, patojenlerle mücadele eder ve bağırsak dengesini koruyarak bağışıklık sistemini güçlendirir. Probiyotikler genellikle yoğurt, kefir gibi fermente gıdalarda doğal olarak bulunur, ancak aynı zamanda takviye formunda da alınabilir.

    Prebiyotikler ise probiyotiklerin büyümesini ve çoğalmasını destekleyen, sindirilemeyen gıda bileşenleridir. Temel olarak, prebiyotikler probiyotiklerin besin kaynağıdır. Lif açısından zengin olan bu bileşenler, probiyotiklerin bağırsakta aktif hale gelmesine yardımcı olur ve sağlıklı bir bağırsak mikrobiyotasının sürdürülmesini sağlar. Prebiyotikler genellikle brokoli, karnıyarık otu, avakado, pırasa, muz gibi gıdalarda bulunur.
    Probiyotik ve prebiyotiklerin bir arada kullanılması, yani “simbiyotik” uygulama, hayvanların bağırsak sağlığını daha etkili bir şekilde destekler. Probiyotikler yararlı bakterilerin sayısını artırırken, prebiyotikler bu bakterilerin bağırsakta daha iyi beslenmesini ve çoğalmasını sağlar.
    Postbiyotikler, probiyotik mikroorganizmaların bağırsakta fermantasyonu sonucu ürettiği biyolojik aktif maddelerdir. Bu maddeler, hücresel metabolizma süreçlerinden sonra ortaya çıkan bileşenler olup, vücutta çeşitli faydalı etkilere sahip olabilirler. Postbiyotikler arasında kısa zincirli yağ asitleri (SCFA’lar), enzimler, peptitler, vitaminler ve antimikrobiyal bileşenler yer alır.
    Postbiyotikler, probiyotiklerin doğrudan faydalarını artırır ve bağışıklık sistemini destekleme, inflamasyonu azaltma, bağırsak bariyerini güçlendirme ve genel bağırsak sağlığını iyileştirme gibi önemli işlevlere sahiptir. Yani, probiyotiklerin etkilerini gerçekleştirdikleri ve vücut üzerinde etkili olan son ürünlerdir.
    Bu açıklamalar ışığında, probiyoterapiyi daha kapsamlı bir şekilde ele almak mümkündür. Probiyoterapi sadece bağırsak sağlığını desteklemekle kalmaz, aynı zamanda bağışıklık sistemi, sindirim ve genel sağlık üzerinde olumlu etkiler yaratır. Prebiyotiklerin dahil edilmesi ise bu süreci daha da optimize eder ve hayvanların sağlığını sürdürülebilir bir şekilde destekler.

    Probiyoterapi Nedir?

    Probiyoterapi, probiyotiklerin, yani bağırsaklardaki doğal mikrobiyotanın dengelenmesine yardımcı olan canlı mikroorganizmaların, terapötik kullanımına dayanan bir tedavi şeklidir. Probiyotikler genellikle “iyi” bakteriler olarak bilinir ve bağırsakta yer alan zararlı mikroplarla mücadele ederek dengeli bir mikrobiyom yaratmaya yardımcı  olurlar.

    Bağırsaklarımızda milyarlarca farklı bakteri bulunur. Sağlıklı bir denge olduğunda bu bakteriler, sindirimi düzenlemek, besin maddelerinin emilimini optimize etmek ve bağışıklık sistemini desteklemek gibi birçok hayati işlevi yerine getirir. Ancak, stres, kötü beslenme alışkanlıkları, antibiyotik kullanımı ve hastalıklar bu dengenin bozulmasına neden olabilir. Bu noktada probiyoterapi devreye girer.

    Probiyoterapinin Faydaları

    Gastrointestinal Sağlık:

    Hayvanlarda mide-bağırsak sorunları oldukça yaygındır. İshal, kabızlık, gaz ve şişkinlik gibi sorunlar, bağırsak florasının dengesizliği nedeniyle ortaya çıkabilir. Probiyotikler, bu sorunları hafifletmeye yardımcı olur. Özellikle stres, beslenme değişiklikleri veya hastalıklar nedeniyle mikrobiyotası bozulan hayvanlarda probiyoterapi etkili bir tedavi yöntemidir. Probiyotikler, zararlı bakterilerin büyümesini engelleyerek bağırsak hareketlerini düzenler ve sindirimi iyileştirir.

    Antibiyotik Sonrası Florayı Toparlama:

    Antibiyotikler, zararlı bakterileri öldürürken bağırsaktaki yararlı bakterileri de yok edebilir. Bu durum, hayvanlarda sindirim sorunlarına ve genel sağlıkta bozulmalara yol açabilir. Antibiyotik tedavisi sonrasında probiyoterapi uygulamak, bağırsak florasının eski dengesine kavuşmasını sağlar. Probiyotikler, bağırsakta yararlı bakteri popülasyonlarını yeniden oluşturarak bu süreci hızlandırır.

    Bağışıklık Sisteminin Desteklenmesi:

    Bağırsak sağlığı, hayvanların bağışıklık sistemi üzerinde doğrudan bir etkiye sahiptir. Sağlıklı bir bağırsak mikrobiyotası, hayvanların enfeksiyonlara karşı daha dirençli olmalarına yardımcı olur. Probiyotikler, bağırsak bariyerini güçlendirir ve patojenlerin kana karışmasını engeller. Bu sayede, hayvanlar daha güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olur ve hastalıklara karşı daha iyi korunur.

    Stres ve Anksiyete Üzerindeki Etkiler:

    Hayvanlar da tıpkı insanlar gibi stres altında sindirim sorunları yaşayabilir. Yeni bir eve taşınmak, veteriner ziyaretleri veya beslenme değişiklikleri gibi durumlar hayvanlarda anksiyeteye neden olabilir ve bu da bağırsak florasını olumsuz etkileyebilir. Probiyoterapi, bağırsak sağlığını koruyarak hayvanların bu tür stresli durumlara karşı daha dayanıklı olmasına yardımcı olabilir. Ayrıca bazı araştırmalar, probiyotiklerin hayvanların ruh hali ve davranışları üzerinde olumlu etkiler yaratabileceğini göstermektedir.

    Probiyoterapi Uygulama Yöntemleri

    Probiyoterapi, genellikle takviye formunda oral ve fekal  yolla uygulanır. Probiyotik takviyeler kapsül, toz, sıvı formunda olabilir veya probiyotik içeren gıdalarla (örneğin yoğurt, kefir) doğal olarak alınabilir. Bununla birlikte, probiyoterapiye başlamadan önce hangi probiyotiklerin kullanılacağı konusunda dikkatli seçimler yapılmalı ve profesyonel sağlık veya veteriner tavsiyesi alınmalıdır. Her probiyotik suşunun farklı faydaları olduğundan, spesifik duruma uygun olanların seçilmesi önemlidir.

    Sonuç

    Probiyoterapi, bağırsak sağlığını destekleyerek sindirim sistemini düzenleyen, bağışıklık fonksiyonlarını güçlendiren ve çeşitli sağlık sorunlarının önlenmesine yardımcı olan etkili bir tedavi yöntemidir. Hem insanlar hem de hayvanlar için çok sayıda potansiyel fayda sunan bu tedavi, modern tıpta ve veteriner hekimlikte giderek daha fazla kullanılmaktadır.

    Probiyotiklerin doğru kullanımı, özellikle gastrointestinal sorunlar ve antibiyotik kullanımının yan etkilerinden korunmada çok önemli bir rol oynar. Ancak, probiyoterapiye başlamadan önce her zaman bir sağlık veya veteriner uzmanından danışmanlık alınması gerektiği unutulmamalıdır.

    17Mar

    Kısırlaştırmanın Faydaları

    by admin

    İstenmeyen gebeliklerin önlenmesinin yanı sıra, kısırlaştırma aynı zamanda belirli hastalıkların ve sosyal olmayan davranışların riskini azaltmaya da yardımcı olur.. Kısırlaştırma, kedilerde üreme hormonunun üretimini azaltır, erkek kedilerde işaretleme ve bölgesel mücadele gibi davranışları ve dişi kedilerde aşırı sevme ve saldırganlık gibi davranışları önemli ölçüde azaltır ki bu da kedilerde yaşam süresi beklentilerini önemli ölçüde artırarak kavga ve yaralanmalar sırasında bulaşıcı hastalıkların ortaya çıkma riskini azaltır. Dişi bir kedinin kısırlaştırılması; pyometra ( rahim enfeksiyonu ) , polikistik yumurtalıklar ve metritis dahil olmak üzere yumurtalık ve uterus hastalıkları riskini ortadan kaldırır ve ayrıca meme kanseri ve yalancı gebelik gibi hormon kaynaklı hastalıkların riskini azaltır. Erkek kedilerde, kısırlaştırma işlenmi yapılmamasının tıbbi manada pek kötü sonucu yoktur.

    Peki Ne Zaman Kısırlaştırılmalıyız? Veterineriniz kedinizi kısırlaştırmanız için size en uygun zamanı önerecektir, ancak genellikle cinsel olgunluğa ulaşılmadan önce yaklaşık altı aylıkken yapılır. Bununla birlikte, bulunduğunuz ülkeye ve veterinerinizin tavsiyesine bağlı kalabilirsiniz. Hiç kızgınlığa girmeden kısırlaştırılanlarda kanser riskinin % 0.5 olduğu tespit edilmiştir. Bu çok düşük bir orandır.

    17Şub

    Kedilerde Feline Calicivirüs (FCV)

    by admin

    Feline Calicivirus, kedilerde ağız lezyonları ve hafif ya da orta şiddetli solunum enfeksiyonuna neden olan bulaşıcı nitelikte bir virüstür. Kedilerde üst solunum problemleri oldukça yaygın görülür. Özellikle barınak gibi kedilerin toplu halde yaşadıkları alanlarda bulunan FCV’nin; genç ve yavru kedileri enfekte etme riski çok yüksektir.Doğru tedavi uygulandığında kedilerin çoğu iyleşmektedir. Bazen bu hastalıklar kombine oalrak ilerleyebilmekte ve kediler bu hastalığı ağır geçirebilmektedir.

    Feline Caliciviürs (FCV) Nasıl Bulaşır? Ortak yaşam alanı, paylaşımlı mama kapları ve su kapları, enfekte kediyle temas,aksırık öksürük yoluyla havaya karışan virüsler, enfekte kediden diğer kediye başka bir insan tarafından hastalığın taşınması…

    “Erken tanının yaşam kurtardığı gerçeğinden hareketle, akademik deneyimimizi ve teknolojinin sunduğu olanakları bir araya getirerek, minik dostlarımızın hastalıklarını en kısa sürede tespit edip, doğru tedavi yöntemleriyle sağlıklarına kavuşmalarını sağlamak amacımızdır.”

    Feline Caliciviürs (FCV) Belirltileri Gözde burunda akıntı,hapşırma,dilde ağızda ülseratif yaralar, salya artışı, ağrı kaynaklı iştahsızlık, eklem yererlinde ağrı yürümede zorluk… Feline Caliciviürs (FCV) Teşhis Veteriner hekim tarafından aşağıdaki gibi bazı muayeneler ve testler yapılarak Calicivirus enfeksiyonu koalyca teşhisini koyabilir.

    17Oca

    FIP Hastalığı

    by admin

    Kedilerde FİP (Felinel Enfeksiyöz Peritonit), kedileri etkileyen ölümcül bir viral hastalıktır. FIP, feline koronavirüs (FCoV) adı verilen bir virüsün mutant formu tarafından tetiklenir. Bu hastalık genellikle zayıf bağışıklık sistemine sahip kedilerde ortaya çıkar. Hastalık; Efüziv (sıvı), non efüziv (kuru) ve nörolojik form olmak üzere 3 formda görülür. Hastalarda ortalama sağ kalım süresi birkaç haftadan birkaç yıla kadar değişkenlik gösterir. Fakat efüziv formda mortalite oranı %95 lere ulaşabilmektedir. FİP’te en sık karşılaşılan semptomlar; halsizlik, kilo kaybı, vücut ısısında artış, depresyondur. Efüziv (sıvı) form da vakalarda karın ve/veya göğüs boşluğunda sıvı toplanması, perikardta (kalp zarı ile kalp arasında) sıvı toplanması, damarlarda yangılanma görülür.

    FİP’te en sık karşılaşılan semptomlar; halsizlik, kilo kaybı, vücut ısısında artış, depresyondur. Efüziv (sıvı) form da vakalarda karın ve/veya göğüs boşluğunda sıvı toplanması, perikardta (kalp zarı ile kalp arasında) sıvı toplanması, damarlarda yangılanma görülür.

    Kuru formda ise böbreklerde büyüme, kronik ishal, lenf yumrularında büyüme, göz lezyonları (üveit) gözlenir. Nörolojik form vakalarındaki semptomlar; Ataksi (dengesiz yürüyüş / arka bacakları toparlayamama, sarhoş gibi yürüme), aşırı duyarlılık, nöbetler, davranış bozuklukları gözlenir.

    Tarih Gönderileri

    Temmuz 2026
    P S Ç P C C P
     12345
    6789101112
    13141516171819
    20212223242526
    2728293031  
    « Ara    

    Etiketler

    Ameliyat Aşı ve Parazit Dahiliye Diyet Düzenleme Diş Sağlığı Laboratuvar Yoğun Bakım

    Recent Posts

    FIP Hastalığı

    FIP Hastalığı

    Ocak 17, 2019
    Kedilerde Feline Calicivirüs (FCV)

    Kedilerde Feline Calicivirüs (FCV)

    Şubat 17, 2019
    Kısırlaştırmanın Faydaları

    Kısırlaştırmanın Faydaları

    Mart 17, 2019

    Archives

    • Aralık 2025
    • Temmuz 2025
    • Mart 2019
    • Şubat 2019
    • Ocak 2019

    Her türlü sorunuz, öneriniz ve şikayetiniz için bizimle aşağıdaki iletişim formundan veya telefonla arayarak iletişime geçebilirsiniz.

      black-envelope

      Blog Posts

      FIP Hastalığı
      FIP Hastalığı

      Ocak 17, 2019

      Kedilerde Feline Calicivirüs (FCV)
      Kedilerde Feline Calicivirüs (FCV)

      Şubat 17, 2019

      Kısırlaştırmanın Faydaları
      Kısırlaştırmanın Faydaları

      Mart 17, 2019

      İletişim

      • placeholder-for-map-1Öğretmenevleri Mahallesi, 921. Sk. Bilginer Apt. 17/C 07070 Konyaaltı/Antalya
        placeholder-for-map-1Lokasyon & İletişimright-arrow
      • telephone-1+90 555 335 45 45 - +90 533 477 70 20
        Uzm.Vet.Hek H.Barış CENGİZ
      • black-envelopeinfo@yasamveteriner.tr
      up-arrow-1